mIRCLove.Gen.tr ‘Genel Kültür’


Yıldız Burcu Nedir

Bulutsuz,açık yaz gecelerinde gökyüzüne baktığınız zaman, bazı yıldızların kendi aralarında harfler, hayvan ÅŸekilleri meydana getirdiÄŸini açıkça fark edebilirsiniz. Dünyanın bütün bölgelerinde çok eski zamanlardan beri, insanlar bunun farkına varmış ve kendi aralarında belirli ÅŸekiller meydana getiren gurup yıldızlara isimler vermiÅŸlerdir. Bu gurup yıldızlar, batı dillerinde genel olarak “eonstellation-konstelasyon” diye tanımlanır. Deyim, Latince yıldız anlamına gelen ” stella ” kelimesinden kökenlidir, “beraber yıldızlar” karşılığında kullanılır. Dilimizdeki karşılığı ise “burç” veya “takım yıldızlar “dır.

Bugüne kadar ulaÅŸan burç isimlerinin çoÄŸu,eski Romalılardan,eski Yunanlılardan,hatta daha eski zamanlardaki toplumlardan gelmedir. Eski Yunanlılar, yıldızlar hakkındaki bilgilerinin büyük bir kısmını Babilliler’den edinmiÅŸlerdi.Babilliler ise, yıldızların guruplaÅŸmalarını meydana getirdikleri Hayvan ÅŸekillerine göre isimlendirmiÅŸ, bazılarına da büyük krallarının,ölen kraliçelerin,kendi efsanelerindeki kahramanların isimlerini vermiÅŸlerdi. Sonradan, Yunanlılar bu isimlerden bazılarını deÄŸiÅŸtirdiler. Herkül, Orion (Elcebbar burcu),Perseus gibi Yunan mitolojisindeki kahramanların isimlerini taktılar. Aynı ÅŸekilde,Romalılar da kendilerine göre deÄŸiÅŸiklikler yaptılar. O devirlerde takılmış olan isimlerden bir kısmı hala kullanılmaktadır.Fakat bu isimlerden bazılarının, gökyüzüne bakılarak hangi yıldız guruplarına verilmiÅŸ olduÄŸunu kestirmek mümkün deÄŸildir.

Sözgelimi,eski adıyla “Aquila” resimde görülen “Kartal ” takım yıldızlarının karşılığıdır. Canis Majör ” Büyük Köpek”, Canis Minör da “Küçük Köpek” burçlarını belirtir. Libra, bildiÄŸimiz “Terazi” burcudur.

M. S. 150 yılında ünlü bilgin ve astronom Ptoleme, 48 yıldız takımının listesini düzenlemiÅŸti. Onu izleyen uzun yıllar boyunca, baÅŸka astronomlar yeni yeni, yıldız guruplarını isimlendirerek bu listeye eklediler. Nitekim sonradan isimlendirilen bazı “takım yıldızlar”,”Sekstant”,”Pusula”, “Mikroskop” gibi teknik ve bilimsel gereçlerin isimleriyle tanımlanmaktadır.

Günümüzde, astronomlar gökyüzünde belirgin olarak 88 “takım yıldız”ın varolduÄŸunu tespit etmiÅŸlerdir.

Gerçekte,bir takım yıldız gökyüzünde belirli bir kesimi kapsar. Yani her yıldız,belirli bir takım yıldızın veya burcun kapsamı içindedir. Buna bir örnek olarak, Birleşik Amerika’daki bir şehrin, aynı zamanda belirli bir eyaletin sınırları içinde olduğunu gösterebiliriz.

YanardaÄŸlar Nerede Olur

New York, Londra, Paris veya İstanbul gibi şehirlerin yakınında herhangi bir yanardağ yoktur. Gelecekte ortaya çıkması da düşünülemez. Buna karşılık, dünyanın bazı kesimlerinde birbirine çok yakın olan bir hayli yanardağ vardır.

Pasifik Okyanusu ile sınırlanan Orta Amerika,dünyada yanardağların en fazla faaliyet halinde olduğu bir çevredir. Gerçekte, bu çevrede bulunan yanardağların üçte ikisi halen faaliyettedir. Başka türlü söylemek gerekirse, sönmüş yanardağlar değildir.

Bu durumda, insanın aklına yazımıza başlık olan soru gelmektedir: Yanardağlar niçin belirli yerlerde bulunur ? Bunun nedeni basittir. Yanardağların bulunduğu çevrede,arzın kabuğu zayıftır. Daha doğrusu, dünyanın başka çevrelerine oranla daha zayıftır. Arzın kabuğunda zayıf bir yer olmaksızın, burada bir yanardağın varlığı düşünülemez. Bir yanardağın oluşumunu anlatmak .yukarda belirtilen gerçeği izah etmeğe de yetecektir. Bildiğiniz gibi, dünyanın (daha doğrusu arzın) merkezi sıcaktır. Arzın derinliğine gidildikçe, yüzeyden aşağılara indikçe,ısı da artar.Arzın yüzeyinden yaklaşık olarak 30 kilometre derinlikte,ısı 1000ile 1100° C (santigratı) bulur. Bu ısı derecesi de,söz konusu derinlikteki kayaların çoğunu eritir.

Kayalar eriyince yayılır, genleÅŸir. Kaplayacak daha fazla yüzey gerekir. Nitekim dünyanın belirli bölgelerinde,yeni daÄŸ silsileri oluÅŸmaktadır. Gerçekte bunlar binlerce yıl yaşında daÄŸlardır. “Yeni” deyimi, sonradan ortaya çıktıkları için kullanılmaktadır. Bu yeni daÄŸ silsilelerinin altında ve yakınlarında, basınç her yerden daha azdır. Yani dünyanın (arzın) kabuÄŸunda “zayıf” bir noktadır burası.

“Magma” diye tanımlanan eriyik halindeki kaya, bu kesimlere yayılır. Buralarda erimiÅŸ kaya külçeleri yığınlaşır. Zamanla, yığınlar yer kabuÄŸundaki çatlaklardan yükselir. ErimiÅŸ kaya yığınlarının basıncı,üzerindeki çatıdan güçlü olduÄŸu zaman, eriyik külçeler bir yanardaÄŸ olarak fışkırır. Patlar. Gazların bitimine kadar bu patlama devam eder.

Bir yanardaÄŸdan fışkıran maddeler esas bakımından gaz yapısındadır. Fakat “lav” adını verdiÄŸimiz eriyik kaya külçeleri de vardır. Aynı zamanda,kopmuÅŸ katı parçalar, küller havaya fışkırır. Yanardağın fışkırması,gerçekte bir gaz patlamasıdır.Ancak, lavın bir kısmının çok ince zerrecikler halinde olması nedeniyle, siyah bir duman halinde görülür.

Arzın derinliÄŸinde,ısının çok yüksek olduÄŸu pirosfer yani ateÅŸ küredeki kaya eriyiÄŸi, sıvı ateÅŸ halindedir. Magma diye tanımlanan bu yoÄŸunluÄŸu fazla,hamur kıvamındaki ateÅŸten külçe, yer kabuÄŸunun zayıf olduÄŸu yerlerde dışarı püskürerek “yanardaÄŸ”ı meydana getirir.

Yer kabuÄŸunun bilimsel adı “litosfer”dir. Yanardağın huni biçimindeki aÄŸzına “koni”,dağın tepesinde magmanın püskürdüğü açıklığa da “krater” adı verilir.

Isının çok yüksek olduÄŸu derinliklerden (yani pirosfer’den) yükselen magmanın yeryüzüne çıktığı kanallar ise “baca”lar diye tanımlanır.

Şimşek Yararlı Mıdır

Tabiatın bünyesinde bulunan her şey, şu veya bu maksatla faydalıdır. Bir yaz gecesi gökyüzünde çatal çatal çakan şimşek de,bunların arasındadır.

Havadaki bağımsız nitrojen gazını, nitratlara dönüştürür. Nitratlar,toprakta yetişen bitkilerin gıdalarından en önemlisidir.Yağan yağmur,nitratları toprağa emzirir.Böylece, bitkilerin yetişmesi için yararlı bir unsur kendi liginden sağlanmış olacaktır.

Bütün bitkiler için dengelenmiş bir gıda unsuru listesi gereklidir. İyi çiftçiler, dolayısı ile ekip biçtikleri toprakların bünyesine gerekli unsurları katarlar. Bu,bir nevi ayarlama , hızlandırmadır. İnsanların yiyeceklerinde yaptıkları vitamin ayarlamalarından farksız bir şeydir.

Bir daha sefere yıldırım veya şimşek gördüğünüzde, bitkiler için ne kadar yararlı olduklarını hatırlamanız,belki de onlara karşı duyduğunuz korku veya çekingenliği hafifletecektir. ..

Sis Nedir

Sis,toprakla temas halindeki bir buluttur. Temelde, esas bakımından,sisle atmosferin yükseklerindeki bir bulut arasında fark yoktur. Bir bulut topraÄŸa ya da denizin yüzeyine kadar alçaldığında,kısaca “sis” diye tanımlanır.

Sis genellikle gece vakti ve sabahın erken saatlerinde,alçak, çukur kara parçaları üzerinde veya su yüzeyinde görülür. Bu durumun sebebi, soğuk hava akımının, kara parçasının veya suyun daha sıcak yüzeyine sürtüşmesidir.Özellikle sonbaharda çok sık görülür. Çünkü sonbaharda geçen her günle, hava toprağa veya suya oranla daha çabuk soğumaktadır. Durgun gecelerde karanlık bastıktan sonra, alçak yerlerde toprağın yüzeyine yakın ince tabakalar halinde sis oluşur. Geceleri toprağın soğumasıyla, alçaktaki hava da daha soğuklaşır. Bu soğuk hava tabakasının nemli ve daha sıcakça havayla birleştiği yerlerin hemen üzerinde sis meydana gelir.

Şehirlerdeki sisin kırlık, açıklık yerlerdeki sise oranla daha yoğun olması genel bir kuraldır. Şehirlerin havası tozla doludur. Fabrika ve kalorifer bacalarından boşalan kurumla yüklüdür. Bunların küçük su zerrecikleriyle karışması hemhal olması,yoğun sis tabakalarını oluşturur. Dünyanın en sisli bölgelerinden biri sayılan Newfoundland açıklarında,Kutup dairesinden güneye akan soğuk su üzerindeki ılık hava,nemlilik akımlarıyla yoğun sis yaratır. Suyun soğukluğu,havanın nemliliğini çok küçük, zerrecikler halinde su damlacıkları olarak yoğunlaştırır. Hu damlacıklar yağmurun yağmasına sebep olacak kadar büyük değildir. Havada sis olarak kalır.

San Fransisco yöresindeki sisler bunun zıttı bir düzenden oluşmaktadır. Sıcak kumsallar üzerinde serin, hatta soğuk sabah esintileri vardır. Bir gece önce yağmur kumu nemlendirmişse,buharlaşan nemlilik kalın,yoğun sis tabakalarını şekillendirir.

Sisin genellikle bulutlardan daha yoğun görünmesi,sisteki su zerreciklerinin daha küçük olması nedeniyledir.Çok sayıdaki küçük su damlacıkları,daha az sayıdaki büyük su damlacıklarına oranla daha fazla ışık emer. Bu da onların daha yoğun tabakalar halinde görülmesi sonucunu doğurur.

Güneşteki Lekeler Nedir

GüneÅŸin yüzünde görülüp “güneÅŸ lekesi” diye tanımlanan kesimler kendilerini kuÅŸatan çevreden daha az ısıda olan yerlerdir. GüneÅŸi özel teleskoplarla gözleyen astronomlar,bunları karanlık lekeler halinde görürler. Bunun nedeni,bu kesimlerin daha az ışık saçması,dolayısıyla daha karanlık oldukları izlenimini vermesidir.