mIRCLove.Gen.tr ‘Kategorilenmemiş’


Stuff Dergisi

Stuff Dergisi

Stuff Dergisi’nin internet sitesinde, teknolojik yaşam aksesuarları ve benzeri konularda haberler ve yazılar okuyabilirsiniz. Stuff Dergisi’nin sitesine gitmek için yukarıdaki linke tıklayınız.

Stuff Dergisi’nin internet adresi: www.stuffdergi.com.

Etiketler: , , ,

Çin Atasözleri

Hersey bir güzellige sahiptir fakat bunu herkes görmez. (Konfüçyus)

Bilmek sevmek kadar güzel degildir, sevmek de zevk almak kadar. (Konfüçyus)

Prensipleri amaçla, erdemli hareket et, yardimseverlige gore hareket et, kendini sanata ver.

Uzaktaki su, acil susuzlugu gideremez.

Akan su asla kokmaz, kapi mentesesi paslanmaz.

Köseye sikisinca bir tavsan bile isirir.

Kötü birsey yapmadinsa seytanlarin kapini çalmasindan korkma!

Önünden gelen bir mizraktan korunmak kolaydir fakat arkandan atilan oktan korunamazsin.

Büyük kisilerin iradeleri, zayiflarin ümitleri vardir.

Hançer gibi bir dile fakat pamuk gibi bir yürege sahip ol.

Köpegin agzinda fildisi bulamazsin.

Kalbinde yesil bir dal bulundurursan sakiyan kuslar gelir.

Guzel Sozler

♥ “Ne dil yeter seni anlatmaya,Ne göz kıyar sana bakmaya,Ne ellerim dayanır sana dokunmaya, Ne kollarım uzanır seni sarmaya Hiç ömür yeter mi? Bir sen daha bulmaya bitanesi…”

♥ Bir nasihat: Kendine dikkat et. Bir rica: Sakın değisme! Bir Dilek : Beni unutma. Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum. Bir Gercek : Seni çok özlüyorum

♥ Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, Suyun damlasında, selin coşkusunda Kimi yanımdasın kimi rüyamda Ama hep aklımdasın sakın unutma……

♥ Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!

♥ Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…Dönerim dersin ama kadere inanamam,Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam

♥ Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Yollar vardır aşılması güç olan.Kalpler vardır acılarla parçalanan. Ve insanlar vardır hiç unutulmayan.Sanma beni sevipte bırakanlardan.Benim sevgim mezara kadar olandan

World of Warcraft

Blizzard denilince akla ilk gelen Diablo serisidir. Ardından da Warcraft serisi gelir. Ancak yeni bir oyun duyurulduğunda, ki bu oyunun da Warcraft temellerine dayanan bir online oyun olacağı açıklandığında, oldukça heyecanlanmış; bir o kadarda endişelenmiştik. Çünkü bu işin fiyasko olma ihtimali de vardı.

Oyun, World of Warcraft olarak piyasaya sürüldü ve herkesin ağzı açık kaldı. Blizzard yine ustalığını göstermiş, bize Warcraft dünyasına girmemizi sağlayan bir kapı açmıştı. Eh biz de girelim bu kapıdan…

Klasik MMORPG
Oyun diğer türdeşler gibi aynı temellere bağlı kalmış. Yani temelinde görev yap, level atla mantığı var. Oyunu diğer oyunlardan ayıran özelliklerine gelmek istersek, şöyle güzel bir liste yapabiliriz.

Hikaye
Oyunun ana hikayesi Warcraft serisi, kahraman ise siz ve sizin gibi oyuna bağlanan oyuncular. Eğer gerçek bir Warcraft hayranı iseniz, World of Warcraft (WoW) dünyasında dolaşırken ağzınızın suyu akıcaktır. Gerek oyundaki mekanlar olsun, gerek karakterler olsun, hepsini görebilme ihtimaliniz var. Örneğin Warcraft’dan bildiğimiz Medivh veya Khadgar’ı görmemiz mümkün. Hatta işi biraz daha abartıp, geçmişe yolculuk edip Medivh’in Dark Portal’ı açmasına yardım edip, orkların dünyaya gelmesine dahi tanık olabiliriz.

Irklar, Sınıflar ve Meslekler
Oyun, bu bakımdan oldukça zengin yapılmış. Irklar birbirinden Alliance (İttifak) ve Horde (Sürü) olarak ayrılıyor. Alliance’da Human, Dwarf, Night Elf, Gnome ve Draenei ırkları mevcut. Horde’da ise Orc, Troll, Undead, Tauren ve Blood Elf ırkları yer alıyor. Sınıflardan söz etmek gerekirse, oyunun diğer türdeşlerinden pek farklı bir durum söz konusu değil. Warrior (Savaşçı), Hunter (Avcı), Mage (Büyücü), Rogue (Düzenbaz), Warlock (Kara Büyücü), Priest (Ruhban), Shaman (Şaman), Druid ve Paladin sınıfları bulunmakta.

Oyun size kendinize özel bir karakter yapmak için de olanaklar veriyor. Öncelikle tarafınızı, ardından hangi ırkı kendinize yakın görüyorsanız onu seçiyorsunuz. Hangi sınıf size uygunsa, hangisinden zevk alacaksanız onu seçip hemen karakter görünümümüzü ayarlıyorsunuz. O da bittikten sonra güzel, karizma bir isimle oyuna giriyorsunuz ve işte tüm dünya önünüzde.

Oyunda çeşitli meslekler de mevcut. Doğru mesleği doğru sınıfla seçmek oldukça önemli. Örneğin bir savaşçıysanız kendinize minner (madenci) ve blacksmith (demirci) mesleklerini seçer ve bunları geliştirmeye dikkat ederseniz, giyebileceğiniz ve güzel özellikler veren zırhlar yapabilirsiniz. Böylelikle başka bir yerden zırh almaya da ihtiyacınız kalmaz.

Call of Duty Modern Warfare

Er Ryan’ı Kurtarmak filmini izlemeyeniniz yoktur. İşte o filmden sonra yıl geçmedi ki 2. Dünya Savaşı’nı konu almayan bir oyun çıkmasın. Medal of Honor ile başlayan furya, Battlefield, Call of Duty gibi daha hatırlayamadığım onlarca isimle devam etti ve neredeyse 2. Dünya Savaşı’nın oynamadığımız cephesi kalmadı.

Sonunda Call of Duty serisinin yapımcısı Infinity Ward, bu konseptin “eskidiğini” fark etmiş olacak ki, karşımıza yepyeni bir oyunla çıktı. Günümüz zamanını ve yakın geleceği temel alarak, uluslararası vakaları konu edinen yeni Call of Duty oyununun ismi tabii ki bu yüzden “Modern Warfare” olarak revize edilmiş oldu. Güzel kurgulanmış, makul senaryosu ile Call of Duty 4, sadece bir “güncellenmiş devam oyunu” olmaktan öteye gitti. Zira harika çoklu oyuncu desteği ve akıcı tek kişilik hikâyesi ile alanındaki onlarca rakibi ezerek geçebilen bir FPS olmayı başarabildi.

Bu mükemmellikte kötü olan tek bir şey, tek kişilik senaryonun çok kısa sürmesi. Oyun göz açıp kapayana kadar bitiyor. Sıkı bir FPS oyuncusunun son videoyu görmesi 5 saatten az sürebilir. Her ne kadar zorluk seviyesini yükselterek mücadeleyi arttırabilecek olsanız da, bu şekilde düşmanların inanılmaz derecede “ölümcül” olması, eğlenceyi biraz baltalamakta.

Oyunun hikâyesi birkaç değişik açıdan şekilleniyor. Oyuna bir İngiliz SAS birimi olarak, milyonları bir nükleer faciadan kurtarma göreviyle başlanılıyor. Oyun gidişatı gayet açık ve net. Her zaman olduğu gibi ekranın köşesinde bir pusulanız var ve görevinizin yeri burada işaretlenerek size gösteriliyor. Ancak bir noktadan diğerine ulaşmak hiç de göründüğü kadar kolay değil. Zira Ortadoğu ülkelerinde geçen görevlerde evlerden evlere saklanarak ilerlemek ve önünüze rasgele çıkan kişilerle mücadele etmek zorundasınız. Bu da oyundaki hareketin azalmadan devam etmesini sağlamakta. Ancak demin de bahsettiğimiz gibi tam bu nefes kesici görevlerde koştururken bir anda sona ulaşmanız, hevesi kursağınızda bırakabiliyor.

Tabii bu noktadan sonra devreye çoklu oyuncu desteği giriyor. 32 kişiye kadar destekleyen çoklu oyuncu modu, senaryo içerisindeki birçok değişik alanı içeriyor. Sert çatışmalar yapabileceğiniz yerlerden, gizlilik ve keskin nişancılık gerektiren yerlere kadar, 16 tane harita içeren oyunda, 6 tane de çoklu oyuncu oyun stili var. Bunlar klasik Deathmatch, Team Deathmatch, takımların belli yerleri havaya uçurması gereken görev nitelikli “Objective-Oriented”, bölge ele geçirilmesi gereken Capture, silahların daha gerçekçi hasarlar verdiği bir mod ve Quake misali silahların yerden toplandığı bir mod.

Sadece ateş etmeye ve bomba fırlatmaya ek olarak, iyi oynanıldığı takdirde edineceğiniz bazı artı özellikler bulunmakta. Örneğin ölmeden 3 rakibinizi alt ettiğinizde bir UAV kazanıyorsunuz; yani 30 saniye boyunca haritada düşmanlarınızın size yerini gösteren gelişmiş bir radar. Sayıyı 5’e çıkardığınızda hava saldırısı desteği kazanıyorsunuz ki, UAV ile birleştiğinde bu desteğin ne kadar önemli olabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Üstesinden geldiğiniz 7. kişi ile birlikte istediğiniz zaman çağırıp düşmanlara ateş açtırabileceğiniz bir helikopter kuvvetiniz oluyor. İşte bu eklentiler tek kişilik senaryoya gerçekten güzel heyecan katıyor.